+90 222 221 02 64 - 0 544 803 3380 - 0 538 650 6772
tren
Sosyal Medya Hesaplarımız

Su Yalıtımı

04 Temmuz 2017
570 kez görüntülendi

Su Yalıtımı

İnsan dogası geregi atmosferik sartlardan her zaman için kendini korumak istemistir.Magaraların, hem soguk hem de siddetli fırtınalardan korunmak için tarihöncesi çagların sartlarında iyi bir barınak oldugu açıktır. Yagmur ve fırtınanın getirmis oldugu olumsuzlukları önleyebilmek için, magaralar ve daha sonra olusturulan ilk çadırlar ile birlikte yagmur suyundan sakınılmıstır. Su yalıtımı ilk olarak yagmur suyundan korunma gerekliligi ile karsımıza çıkar. Bu ihtiyaç; magaraların, kayaların arasına gizlenme, daha sonra çadır ve dolayısıyla çatı kavramının ortaya çıkması sonuçlarını dogurmustur. Sakınılması gereken yukarıdan gelecek sudur. Ancak zaman içinde, yapılardaki teknolojik gelismeyle birlikte sakınılacak suyun yönü ve sartları da sekil degistirir. Artık sadece bulutlardan gelecek su degil, yeraltı suları da yasadıgımız binalara zarar verebilir konumdadır.

Göçebe yasamdan yerlesik yasama geçisin bu sürece katkısı büyüktür. Ne zaman ki insanoglu çadırları ile birlikte kıtalar boyunca gezip durmaktan yorularak, köklerini salacagı topraklara kavusma ihtiyacı hissetti, kendi kökleri gibi bina köklerini de topragın derinliklerine salma ihtiyacı dogdu. Artık su ile asagıdan da mücadele edilmesi gerekiyordu.

Yapıların, uzun ömürlü, konforlu ve saglıklı olması; ancak dogru sekilde tasarlanarak insa edilmesi ve yapıya zarar veren dıs etkilere karsı korunması ile mümkündür. Yapılara etki eden en önemli faktörlerden biri de sudur. Yapılar;
– Yagmur, kar gibi yagıslar,
– Topragın nemi ve toprak tarafından emilen yagıs veya kullanma suları,
– Banyo, tuvalet gibi ıslak hacimlerde su kullanımı,
– Yapının, üzerine insa edildigi zemindeki basınçlı veya basınçsız yeraltı suları nedeniyle suya maruz kalırlar.
Suyun yukarıda sayılan yollarla yapıyı ve konforu tehdit etmesi engellenemez fakat yapılara suyun girmesi önlenebilir. Yapıların, her yönden gelebilecek suya veya neme karsı korunmaları için, yapı kabugunun yüzeyinde yapılan islemlere “su yalıtımı” denir.

Yapı ömrü ve dayanıklılıgı açısından en büyük tehdit “su”dur. Yapıya sızan su; yapıların tasıyıcı kısımlarındaki donatıları korozyona ugratarak, kesitlerinin azalmasına ve yük tasıma kapasitesinin ciddi miktarlarda düsmesine neden olur. Ayrıca yapı bileseni içerisinde su, soguk mevsimlerde donarak, sıcak mevsimlerde ise buharlasarak beton bütünlügünün bozulmasına ve çatlakların olusmasına yol açar. Bunun dısında zemin rutubeti veya zemin suyu içerisinde bulunan sülfatlar, temel betonuyla kimyasal reaksiyonlara girerek beton kompozisyonunun bozulmasına neden olur. Bu da yapı ömrünü ve dayanımını olumsuz yönde etkiler. Su ayrıca, binalarda insan saglıgı açısından zararlı küf, mantar vb. organik maddelerin olusumuna da yol açar.

Zemin üstündeki yapı elemanlarını; yagıs sularının ve asidik atmosfer gazlarının zararlarından; zemin altındaki yapı elemanlarını ise zemin suyu ve rutubetinin zararlı etkilerinden korumak için su yalıtımı yapılır. Etkin bir su yalıtımı için, yalıtım uygulamasının, binanın temelinden çatısına kadar tüm yapı elemanlarını kapsaması gerekir. Zemine oturan dösemeler, balkonlar, dıs duvarlar, çatılar ve temel duvarları yalıtıma konu olur.

1999 yılında ard arda yasanan iki büyük depremin ardından richter ölçegi, tsunami, zemin etüdü gibi yeni kavramlar hayatımıza girdi. Korozyon da bu kavramlardan biriydi. Depremde birçok yapının yıkılmasının nedeni korozyon, yani paslanmaydı. Korozyonun nedeni ise su yalıtımının yapılmamıs olmasıydı. Yapıların suya karsı yalıtılması gerektigi ne yazık ki çok acı bir tecrübeyle dahi henüz tam olarak anlasılamadı.

Suyun yapılar üzerindeki en büyük etkisi bina ömrü ve güvenligiyle ilgilidir. Bu durum su yalıtımının yasamsal bir önemi oldugunu ortaya koyar.

 

Suyun yapılara verdigi hasar, özellikle deprem tehdidinin bulundugu bölgelerde can ve mal güvenligi açısından tehdit olusturur. Herhangi bir yoldan yapı donatısına sızan su, donarak veya kimyasal tepkimelere girerek donatının özelligini yitirmesine yol açar. Donatının özelligini yitirmesi ise dayanım gücüne ve süresine olumsuz etkilerde bulunur.

Suyun binalarımızın dayanıklılıgına vermis oldugu zararı genellikle gözle göremeyiz, ancak sonuçlarıyla karsılastıgımızda fark edebiliriz. Büyük bir depremde, korozyona ugramıs bir binanın ayakta kalması hemen hemen mümkün degildir. Bu nedenle özellikle Türkiye gibi deprem kusagında bulunan ülkelerde su yalıtımının yasamsal bir önemi vardır.

Genel olarak beton, içine gömülmüs donatı çeligini korozyona karsı korur. Donatı betona gömülür gömülmez olusan ince film tabakası çelige yapısır ve korozyona karsı dayanım olusturur. Bu dayanım betonun yüksek alkali ortamına ve elektriksel dirence dogrudan baglıdır.Betonun kılcal bosluklarındaki nemde bulunan iyonlar elektriksel iletkenlikte rol oynar. Yüksek elektriksel direnç de dayanıklı beton anlamına gelebilir.

Yapılardaki donatı çeliginin korozyonuna ve bu korozyonun sürmesine neden olan 3 ana etken vardır;
1. Karbondioksit veya klorun neden oldugu reaksiyonlar sonucu donatı etrafındaki koruyucu pasivasyon tabakasının bozulması,
2. Betonun kılcal gözenekleri içinde dagılmıs olan ve elektrolit görevi gören su,
3. Betonun gözeneklerinden içeri giren oksijen.

Beton üzerindeki film tabakasını bozarak donatı çeliginin korozyona ugramasına neden olan sartlardan biri karbonasyondur. Atmosferdeki karbondioksit ile betondaki çimentonun kimyasal reaksiyona girmesi, betonun büzülmesine, dolayısıyla çatlakların artmasına neden olur. Aynı zamanda betonun pH degerinin düsmesi (normal bir betonun pH degeri 12,5 -13,5 arasındadır ve bu miktar korozyonun olusmaması için yeterlidir) ara yüzeylerdeki alkaliligin düsmesine, mevcut koruma tabakasının da bozulmasına neden olur. Koruma tabakasının bozulmasının bir diger nedeni de klor iyonlarının varlıgıdır. Sonuç olarak her iki durumda da korozyonun baslaması için gerekli sartlar olusur (pH degerinin 9’un altına düsmesi) ve süreç islemeye baslar. Ortam sartlarının durumuna göre olusan bir hızda, donatı yüzeyinde donatı hacminin 2.5katı büyüklükte demir oksit olusumları meydana gelir.

Olusan pas, yetersiz pas payı sorunu da varsa, mevcut betonu çatlatır. Betonun dökülmesiyle beraber donatı açıga çıkar. Havayla temas nedeniyle de korozyon hızındaki artıs kaçınılmaz olur.

Korozyona baglı olarak donatı kesitinde olusan kayıp, donatının baslangıçta tasarlanan hesap degerlerini karsılayamamasına neden olur. Bu da binanın tasıma gücü, dolayısıyla da yapı güvenligi açısından hiç istenmeyen bir durumdur. Hesap dayanımı 365 MPa olan S420b sınıfı Ø12’lik bir donatı çeligi baslangıçta 41.3 kN yük tasıyabilirken, korozyon kaynaklı donatı kesit kaybının 0.25 mm/yıl oldugu bir kabul sonucunda 5 yılın sonunda 25.9 kN, 15 yıl sonra da 5.8 kN yük tasıyabilir. Bu kosullarda donatı 24 yıl sonunda tasıma kapasitesini tamamen kaybedecektir.

 

 

Su Yalıtımı Konfor Saglar

Su, bizim için ne kadar vazgeçilmezse bir o kadar da yapılarımız için korunulması zorunlu bir ögedir. Topragın nemi ve basınçsız su, yapı elemanı gözeneklerinden geçerek iç ortam yüzeyinde küflenme, siyah leke ve mantar gibi organizmaların olusmasına neden olur. Bu yüzden iç yüzeyde bulunan ahsap gibi dogal malzemelerin çürümesine, sıvaların kabarıp dökülmesine ve perde duvarlardaki demirlerin paslanmasına neden olarak konforumuzu bozar.

Nem ve nemin yol açtıgı küf mekânlarda kötü kokuların olusmasına yol açar. Bu durum ortamda bulunan insanları rahatsız edecektir. Su yalıtımı sayesinde nemin önlenmesi, insan konforu açısından olumsuzluk yaratan bu kötü kokuların yayılma olasılıgını da ortadan kaldırır.

Su yalıtımı, suyun odalarımıza damlamasını engelleyerek konforlu yapıların elde edilmesini saglarken, bakteri, küf vb. organizmaların olusmasını önler.

 

Su Yalıtım Malzemeleri

Temel olarak su geçirimsizlik saglayan malzemelere su yalıtım malzemeleri denir. Su yalıtımında kullanılan malzemeler, kullanım alanlarına ve özelliklerine göre üç ayrı baslık altında toplanırlar.

I. Su Yalıtım Örtüleri
-Bitümlü örtüler: Okside Bitümlü Örtüler, Polimer Bitümlü Örtüler (APP/SBS katkılı)
-Sentetik örtüler: PVC, EPDM, TPO, ECB/ECO, vb.

II. Sürme Esaslı Malzemeler
-Çimento esaslı malzemeler
-Akrilik esaslı malzemeler
-Bitüm esaslı malzemeler
-Poliüretan esaslı malzemeler

III. Yapısal Su Yalıtım Malzemeleri
-Yapı kimyasalları
-Derz malzemeleri

Su yalıtım malzemeleri; kullanım amacı ve uygulanacak bölgeye göre; ortamdaki su basıncına, zeminin yapısına, yapıdan beklenen hareketlere, ürünün üzerine gelecek olası yüklere, iklim kosullarına ve yapıdaki detaylara göre seçilmelidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?